Herkesin Ev Sahibi Olduğu Bir Ülke Var mı? Zirvede Kim Var

“Dünyada herkesin ev sahibi olduğu bir ülke var mı?” sorusunun teknik olarak cevabı hayır. Çünkü hiçbir ülkede nüfusun yüzde 100’ünün kendi konutunda yaşaması söz konusu değil. Ancak bazı ülkelerde ev sahipliği oranı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor.

Avrupa Birliği’nin 2024 verileri bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Romanya’da nüfusun yüzde 94’ü kendi evinin sahibi olduğu konutlarda yaşarken Slovakya’da bu oran yüzde 93, Macaristan’da yüzde 92 ve Hırvatistan’da yüzde 91 seviyesinde bulunuyor.

Bu ülkelerde ev sahipliği oranının yüksek olması, “herkes kolayca ev satın alıyor” şeklinde yorumlanmamalı. Oranların arkasında tarihsel mülkiyet yapısı ve geçmişte gerçekleştirilen konut politikaları da bulunuyor.

Romanya neden Avrupa’nın zirvesinde?

Romanya, Avrupa Birliği içinde en yüksek konut sahipliği oranına sahip ülke. Eurostat’ın 2024 verilerine göre nüfusun yüzde 94’ü sahibi olduğu konutta yaşıyor.

Romanya’daki bu yüksek oran, geçmiş dönemlerde konutların mülkiyet yapısında yaşanan değişimlerle yakından ilişkili.

Yüzde 94 ne anlama geliyor?

Buradaki oran, ülkedeki insanların yüzde 94’ünün yaşadığı konutun mülkiyetinin kendilerine veya hanelerine ait olduğunu gösteriyor.

Bu veri, son dönemde satın alınan evlerin oranını ifade etmiyor. Dolayısıyla “Romanya’da insanların yüzde 94’ü bugün ev satın aldı” şeklinde yorumlanması doğru olmaz.

Slovakya ve Macaristan da zirvede

Romanya’yı yüzde 93 ile Slovakya ve yüzde 92 ile Macaristan izliyor. Hırvatistan’da ise oran yüzde 91 seviyesinde.

Bu ülkelerin ortak özelliği, Orta ve Doğu Avrupa’daki tarihsel konut mülkiyeti yapısının bugünkü konut piyasasına güçlü şekilde yansıması.

Almanya’da tablo tamamen farklı

Avrupa’nın en yüksek ev sahipliği oranlarına sahip ülkeleriyle Almanya arasında ciddi fark bulunuyor.

Eurostat’a göre Almanya’da 2024 yılında nüfusun yüzde 53’ü kiralık konutlarda yaşadı. Böylece Almanya, Avrupa Birliği içinde kiracılığın ev sahipliğinden daha yaygın olduğu tek ülke oldu.

Bu durum, Almanya’da insanların ev sahibi olmak istemediği anlamına gelmiyor. Ülkede uzun süreli kiracılık daha yaygın ve konut piyasasının yapısı diğer ülkelerden farklı.

Yüksek ev sahipliği oranı konut krizini çözüyor mu?

Tek başına çözmüyor.

Bir ülkede mevcut nüfusun büyük bölümü ev sahibi olabilir. Buna rağmen gençler, yeni evlenenler veya büyükşehirlerde yaşayanlar yeni konut satın almakta zorlanabilir.

Bu nedenle ev sahipliği oranı ile konutun satın alınabilirliği birbirinden farklı kavramlar.

Gençlerin durumu neden önemli?

Bir ülkedeki genel ev sahipliği oranı yüksek olsa bile gençlerin ilk ev sahibi olma yaşı yükseliyorsa gelecekte mülkiyet yapısı değişebilir.

Nitekim Avrupa’da ilk kez ev alanların ortalama yaşı 31,3 yıl olarak ölçülürken Türkiye’de bu değer 34,1’e çıkıyor.

“Herkes ev sahibi” ülkeler neden dikkat çekiyor?

Yüksek ev sahipliği oranı, ülkelerin konut politikalarının ve geçmişteki mülkiyet dönüşümlerinin önemli bir sonucu.

Ancak günümüzde bir ülkenin konut piyasasını değerlendirirken yalnızca bu rakama bakmak yeterli değil. Konut fiyatları, hane gelirleri, kira bedelleri, yeni konut üretimi ve gençlerin ev sahibi olma yaşı birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak dünyada yüzde 100 ev sahipliği oranına ulaşmış bir ülke bulunmuyor. Ancak Romanya’nın yüzde 94’lük oranı, Avrupa’daki en dikkat çekici konut sahipliği seviyelerinden birini oluşturuyor.

Sizce Türkiye’de ev sahipliği oranının yükselmesi için en etkili politika hangisi olur? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

 

İlhan ÇAMKARA / Emlak Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş