Emlak Haber Ajansı
Emlak Analizi ve Güncel Emlak Haberleri

Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Şartı

Arabuluculuk; tarafların aralarındaki uyuşmazlığı yargı yolu dışında, tarafsız üçüncü kişi aracılığı ile çözmelerinde kullanabilecekleri bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir.

0 5.567

Emlak Haber Ajansı olarak ticari uyuşmazlıklarınızı çözebilmeniz adına neden arabulucuya başvurmanız gerektiğini anlatan bu makaleyi derledik. Dünyanın gelişmiş birçok ülkesinde uygulanan yöntem ile ihtilaflı konular arabuluculuk sistemi sayesinde rahatlıkla çözülebiliyor. Ülkemizde de giderek yaygınlaşan bu sistem ile uzayan mahkeme süreçlerini beklemenize gerek kalmayacak. Türkiye’nin en büyük arabuluculuk merkezi olarak faaliyet gösteren kuruluşların başında T.A.M Çözüm Merkezi geliyor. Kadrosunda bulunan uzman arabulucular sayesinde yıllarca bekleme derdi de son buluyor.

Arabuluculuk; tarafların aralarındaki uyuşmazlığı yargı yolu dışında, tarafsız üçüncü kişi aracılığı ile çözmelerinde kullanabilecekleri bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabulucu hakim veya hakem gibi karar mercii değildir. Tarafların haklılıkları açısından değerlendirme yapamayacağı gibi, haklarını talep açısından yönlendirmede de bulunamaz. Arabulucu ancak tarafları anlaşmaları yönünde iletişime ve uzlaşmaya yönlendirebilir.

2- Neden ihtiyaç duyulmuştur?

Arabuluculuğa, çeşitli sebeplerle ihtiyaç duyulmaktadır. Uyuşmazlıkların çeşitlenmesi, mahkemelerin iş yükünün artması, yargı sürecinin uzun sürmesi, artan yargılama maliyetleri, gizlilikten beklenen fayda, tarafların kendi iradeleri ile aralarındaki uyuşmazlığı uzlaşarak çözebilme olasılıkları arabuluculuk ihtiyacını artırdığı söylenebilir. Özellikle yargılama sürecinin gittikçe uzaması ve tarafların uzun yıllar yargılamalara vakit ve emek harcaması, uzun sürecin sonunda beklenen sonuçların da elde edilememesi alternatif çözüm yollarını gündeme getirmiştir. Arabuluculukta bu alternatif çözüm yollarından biridir.

3- Kimler arabulucu olabilirler?

Arabuluculuk faaliyetini yürütmek için gerekli olan şartlar kanun ve yönetmelikte belirtilmektedir. Arabulucu olabilmek için, Türk vatandaşı olmak, Hukuk Fakültesi Mezunu ve mesleğinde en az 5 yıl tecrübeli olmak, öncelikli şartlardır. Bunun yanı sıra Arabulucu olmak için, arabuluculuk eğitimin tamamlanarak, Adalet Bakanlığı tarafından yazılı ve sözlü sınavların başarılı bir şekilde geçilmesi gereklidir. Tam ehliyetli olmak ve kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak da aranan diğer şartlar arasında bulunmaktadır. Tüm bu koşullar gerçekleştirildikten sonra Arabulucular siciline kayıt yapılması gereklidir.

4- Taraflar Arabulucuyu nasıl seçebilirler?

Taraflar aralarında uzlaşarak arabulucuyu seçebilecekleri gibi, mevcut taslak itibariyle karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne başvuruda bulunabilirler.

5- Arabuluculuk kavramı son zamanlarda neden tekrar tartışılmaya başlandı?

Arabuluculuk kavramı tartışmalarının son günlerde artmasının temel sebebi, İş Mahkemeleri Usul Kanunu tasarısında dava açılmadan önce arabulucuya başvurunun zorunlu tutulmuş olmasıdır.

Söz konusu tasarı ile “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur” hükmünün yasalaşması öngörülmektedir. Bu durum kapsamında, iş kazalarından kaynaklanan tazminatlar dışındaki iş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuğa müracaat zorunlu tutulmaktadır.

İlgili tasarı arabuluculuk yolunu taraflar için zorunlu tuttuğundan, bu durum taraflara yararlı olabileceği gibi, arabuluculuğa başvurunun zorunlu tutulmuş olması taraflar için sakıncalar da doğurabilecektir.

6- Arabuluculuğa başvurmanın yararları nelerdir?

İşçi ve İşveren uyuşmazlıklarında arabuluculuğa müracaat etmenin sakıncaları olduğu gibi yararları da bulunmaktadır. Bunlar, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk yolu ile uyuşmazlıkların çözümün hızlı olması, yargılama giderleri ile kıyaslandığında daha ekonomik olması, taraflar arasındaki anlaşmanın gizli kalması, emsal oluşturmaması, tarafların uzlaşma kültürü içerisinde sonuca varması, işçinin işverenini referans olarak gösterebilmesi, işverenin de uzlaşmacı tavır sergilemesi ve yargı yükünün hafifletilmesidir.

7- Arabuluculuk, uyuşmazlığın çözümünü hızlandıracak mıdır?

Arabuluculuk başvurusunun zorunlu tutulacak olmasının en önemli yararı uyuşmazlığın çözümünün hızlı sonuçlandırma olasılığının bulunmasıdır. Keza, işe iade davaları açısından yasada 2 aylık yargılama 1 aylık temyiz süresi öngörülmüş ise de, ortalama bir işe iade davası 2 yıllık bir süreci bulmaktadır.

Tazminat ve işçilik alacaklarına ilişkin davalar ise 2-3 yıldan önce sona ermemektedir. Mahkemenin yoğunluğuna göre bu süre 5-6 yıllık süreyi dahi aşmaktadır. Davaların bu kadar uzun sürüyor olması ise, uyuşmazlığın taraflarını mağdur ettiği gibi, mahkemelerin de iş yükünü arttırmaktadır. Hal böyle olunca, arabuluculuğun zorunlu tutulması ile mahkeme yoluna başvurulmadan uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. Ancak yargı yolunun hızlandırılması gerektirdiği olgusu da göz ardı edilmemelidir.

Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Şartı

19.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun (“7155 sayılı Kanun”) ile Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Yeni düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Bu şart, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülen davalar hakkında uygulanmayacaktır.

7155 sayılı Kanun uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin olarak arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracak; bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından iki hafta uzatılabilecektir. Arabulucu ise, kural olarak ilgili komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden arabuluculuk bürosu tarafından belirlenecektir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları halinde bu arabulucu görevlendirilebilecektir.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde, herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir. Arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamaması halinde ise davacı,  anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanan bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkeme davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderecektir. Davacı tarafından ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilecektir.

Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, tarafların anlaşması veya anlaşamamaları hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirecek ve son tutanağını düzenleyerek durumu arabuluculuk bürosuna bildirecektir. Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinden sorumlu tutulacaktır. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir. Arabuluculuk ücreti ise, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, tarafların arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşıp anlaşamamalarına göre belirlenecektir.

Sonuç itibariyle, işçi ve işveren uyuşmazlıkları bakımından “dava şartı” olarak uygulanan arabuluculuk müessesesi, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren alacak ve tazminata ilişkin ticari uyuşmazlıklar bakımında da zorunlu hale gelmiştir. 7155 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca dava şartı olarak gündeme gelen ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğu, aynı zamanda ticari uyuşmazlıkların çözümü bakımından alternatif bir çözüm yolu olarak değerlendirmek ve zorunlu arabuluculuk sürecini bu alanda hizmet veren, deneyimli ve uzman bir kadrodan alınacak hukuki destek ile yürütmek büyük önem arz etmektedir.

Emlak Haber Ajansı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.