Emlak Haber Ajansı
Emlak Analizi ve Güncel Emlak Haberleri

‘Faiz oranlarındaki düşüş, konkordatoyu azalttı’

Abaküs Bağımsız Denetim AŞ kurucu ortağı Bektaş, "Bankaların finansman kaynaklarını biraz daha açmasıyla şirketlerin rahatlaması bir diğer önemli etken oldu. Faiz oranlarında yarı yarıya bir azalma gerçekleşti." dedi.

0 227

Abaküs Bağımsız Denetim AŞ kurucu ortağı Doğuş Bektaş, konkordato sürecine giren şirket sayısının azalmasındaki şirketlerin finansal yapılarını düzeltmesi ve ekonomideki iyileşmelerin etkili olduğunu belirterek, “Bankaların finansman kaynaklarını açması ve faiz oranlarının yarı yarıya düşmesi şirketlerin rahatlamasını sağlayan bir diğer önemli etken oldu.” dedi.

Bektaş, AA muhabirine, konkordato sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konkordatonun şirketler için son çare olarak görülen bir yöntem olduğunun altını çizen Bektaş, “Şirketler bu sürece girmeden önce evraklarını hazırlayarak müracaat ediyorlar. Onaylandıktan sonra süreç başlıyor. Söyledikleri taahhütleri yerine getiren şirketler, bu finansal süreçten sağlıklı bir şekilde çıkabiliyor.” dedi.

Bektaş, konkordato sürecine yeni başvuran firmaların yanında süreci tamamlayıp çıkan şirketlerin de olduğunu belirterek, ekonomi düzeldikçe konkordatoya daha az sayıda başvuru olduğunu ifade etti.

Konkordato meselesi yokken bir çek yazdırmanın veya bankaya taksit ödeyememenin batma sebebi olduğunu iddia eden Bektaş, şunları kaydetti:

“Devlet, firmalara ’12 aylık sürede nakit akışını düzelt, yapılandır ve hayatına dön.’ diyor. Konkordato ile alacaklılara siz bir durun diyor. Şirket satabileceği malını satıyor, bankadaki parasını çekiyor veya nakde döndürebileceği ne varsa onu döndürüyor. Acil ödemelerini yapıyor, diğerlerini yapılandırıyor. Bu devletin sağladığı fevkalade bir koruma kalkanı anlamı taşıyor.”

Bektaş, şirketlerin konkordato ilan ederken bağımsız denetim firması şirketleri tarafından varlıklarının borçlarından fazla olduğunun teyit edildiğini bildirerek, bu şirketlerin bir suistimale yol açmayacağının altını çizdi.

Şirketlerin prestijini kazanmak için planlananları gerçekleştirdikten sonra konkordatodan çıktığını ifade eden Bektaş, konkordatodan çıkmanın şirketler için olağanüstü bir başarı olduğunu söyledi.

Konkordatoya giren şirket sayısında düşüş

Konkordato sürecine giren şirket sayısının azalmasında en büyük etkenlerin “Şirketlerin finansal yapılarını düzeltip süreçten çıkması” ve “Ekonomideki ciddi anlamda iyileşmeler” olduğunu aktaran Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bankaların finansman kaynaklarını biraz daha açmasıyla şirketlerin rahatlaması bir diğer önemli etken oldu. Faiz oranlarında yarı yarıya bir azalma gerçekleşti. Bundan yaklaşık 12 ay evvel bizim konkordato ilan ettiğimiz onlarca müşteri oldukça yüksek faiz oranlarıyla karşı karşıya kaldılar. Bankalar bu süreçte yüzde 35 ila 42 arasında değişen oranlarıyla faiz tahsilatı yaptı.

Geçen yılın son çeyreği ile bu yılın ilk 6 ayında bunları ödeyemeyen birçok şirket konkordato ilan etmek zorunda kaldı. Şu anda yüzde 19,5 faiz oranlarıyla kredi veriliyor. Yani 10 milyon kredisi olan bir şirket yıllık 4 milyon faiz öderken, şimdi 2 milyonun altında bir rakam ödüyor ve bu çok büyük bir fark oluşturdu. Yüzde 42 faizi bankalar neye göre yansıttı bunu da birileri soracaktır mutlaka.”

“Konkordato ilan etmeden finansal yapılandırma mümkün”

Bektaş, devlet tarafından da Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileri ve diğer finansman kaynaklarıyla şirketlere destekler sağlandığını belirterek, “Torba yasa, harç muafiyeti, ödemesiz dönemler ve düşük faizli yapılandırmalar” aracılığıyla konkordato ilan etmeden finansal yapılandırmanın yani kredi yapılandırmasının önünün açıldığını söyledi.

Döviz ve enflasyonun da bu noktada önemli bir etken olduğunun altını çizen Bektaş, bu alanlardaki düzelmelerin de piyasayı rahatlattığını kaydetti.

Farklı finansal enstrümanların da piyasayı rahatlatabileceğini belirten Bektaş, şunları kaydetti:

“Piyasamızda çek önemli bir enstrüman ama geçmişte bankalar herkese çek verdiler, dağıttılar adeta. Çekin güvenilir hale gelmesi çok zor değil. Bankalar çekte şahsi kefaleti veya altına farklı bir teminatlandırma koyarsa piyasadaki para kadar çek dolaşımı da olur ve piyasa rahatlar. Senet nitelikli hale gelirse bir diğer enstrüman olur.

Piyasaya salınan çek ve senetlerin bankaların da arkasında durması gerekir. Böylece bunların nitelikli bir karşılığı olur. Diğer taraftan sermaye piyasalarında da yüzlerce enstrüman var. Borsa, tahvil, kısmi hisse satışı, melek yatırım gibi. Bunları piyasa kullanımına sunabilirsek, kimse mevduatını dövizde tutmaz ve buralara yönelir. Böylece 1,8 trilyon lira yani yaklaşık 330 milyar dolar mevduatta yatan para piyasaya akmış olur.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.