Boğaz Hattındaki Kaçak Yapı Gerçeği: İstanbul’un En Değerli Semtlerinde Mülkiyet Nasıl Şekillendi?

Turk Emlak Haber Ajansı
4 Min. Okuma

İstanbul Boğazı’nda Görünmeyen Mülkiyet Hikâyesi

İstanbul, dünyanın sayılı doğal boğazlarından birine ev sahipliği yapıyor. Ancak bu eşsiz coğrafyanın kıyı hattında, milyon dolarlık yalıların ve prestijli sitelerin arasında hâlâ dikkat çeken bir gerçek var: yıllar içinde oluşmuş, planlama ilkeleriyle bağdaşmayan, kimi zaman “geçici” denilerek kalıcılaşan yapılar. Kamuoyunda sıkça sorulan soru ise net: İstanbul’un pahalı semtlerinde, özellikle Boğaz kıyısındaki bu çarpık evler nasıl ortaya çıktı ve bugünkü sahipleri bu alanları nasıl “ele geçirdi”?

Bu dosya, yalnızca geçmişte yapılan hataları sıralamakla yetinmiyor. Aynı zamanda okuyucuya, bugünkü mülkiyet yapısının hangi hukuki, sosyal ve idari süreçlerin sonucu olduğunu gösteriyor. Çünkü mesele, birkaç münferit kaçak yapıdan ibaret değil; aksine, 1950’lerden itibaren hızlanan göç, yetersiz planlama, siyasi aflar ve kamu denetimindeki boşlukların birleşiminden doğan çok katmanlı bir sorun.

Okuyucunun bu yazıyı okuması için güçlü bir nedeni var: Boğaz hattındaki bu yapıların kaderi, yalnızca o evlerde yaşayanları değil; İstanbul’un imar geleceğini, kıyıların kamusal kullanımını ve şehirde adalet duygusunu da doğrudan etkiliyor. Bugün “manzaralı” diye nitelenen birçok yapının arkasında, hâlâ çözülememiş bir mülkiyet tartışması bulunuyor.

Boğaz Kıyısında Kaçak Yapılaşmanın Tarihsel Arka Planı

Göç Dalgaları ve Plansız Büyüme

1950’li yıllardan itibaren İstanbul, yoğun iç göç almaya başladı. Sanayi bölgelerine yakınlık ve iş imkânı beklentisi, Boğaz çevresindeki boş ya da kamuya ait arazileri cazip hâle getirdi. O dönemde etkin bir imar denetimi bulunmadığı için, “gecekondu” olarak başlayan yapılar zamanla kalıcı konutlara dönüştü.

Kamu Arazileri Nasıl Özel Kullanıma Açıldı?

Boğaz hattındaki birçok yapı, Hazine, vakıf veya belediye mülkiyetindeki araziler üzerinde yükseldi. İlk aşamada göz yumuldu, ardından altyapı hizmetleri götürüldü. Elektrik, su ve yol geldikçe, fiilî kullanım hukuki bir gerçeklik kazandı.

Mülkiyetin Meşrulaşma Süreci

İmar Afları ve Tapuya Giden Yol

Türkiye’de farklı dönemlerde çıkarılan imar afları, Boğaz çevresindeki yapıların kaderini belirledi. “Geçici çözüm” olarak sunulan bu düzenlemeler, birçok yapının yapı kayıt belgesi almasına ve zamanla tapuya yaklaşmasına imkân tanıdı.

Zaman Aşımı ve Fiilî Kullanım

Uzun yıllar boyunca müdahale edilmeyen alanlarda, fiilî kullanım güçlü bir argümana dönüştü. Devletin tahliye yoluna gitmemesi, kullanıcılar açısından “kazanılmış hak” algısını pekiştirdi.

Bugün Gelinen Nokta: Değer Artışı ve Çelişkiler

Milyon Dolarlık Manzaralar, Tartışmalı Parseller

Boğaz hattındaki arsa değerleri arttıkça, geçmişte “kaçak” sayılan yapıların bulunduğu alanlar ciddi ekonomik güce kavuştu. Bu durum, hem kamuoyunda adalet tartışmasını hem de yeni imar beklentilerini beraberinde getirdi.

Kentsel Dönüşüm Neden Zor?

Bu bölgelerde kentsel dönüşüm yalnızca teknik değil, hukuki ve siyasi bir mesele. Mülkiyet ihtilafları, sit alanı statüleri ve Boğaziçi Kanunu gibi özel mevzuatlar süreci kilitliyor.

Hukuki ve İdari Açıdan Olası Senaryolar

Yıkım mı, Uzlaşma mı?

Uzmanlara göre Boğaz kıyısındaki sorunlu yapıların geleceği iki senaryoya dayanıyor: Kamulaştırma ve yıkım ya da sınırlı uzlaşma modelleri. Ancak her iki seçenek de ciddi kamu kaynağı ve güçlü siyasi irade gerektiriyor.

Kamusal Fayda Tartışması

Kıyıların anayasal olarak kamuya açık olması, bu yapıların geleceğini daha da tartışmalı hâle getiriyor. Toplumun geniş kesimi, Boğaz’ın dar bir mülk grubunun kontrolünde olmasına itiraz ediyor.

Sonuç ve Değerlendirme | İstanbul Boğazı Kimin?

Boğaz kıyısındaki çarpık yapılaşma, geçmişin ihmallerinin bugüne yansıyan bir faturası. Sorun yalnızca “kaçak evler” değil; şehircilik ilkeleriyle çelişen bir mülkiyet düzeni. Kalıcı çözüm ise kısa vadeli aflardan değil, şeffaf, kararlı ve kamusal faydayı önceleyen politikalardan geçiyor.

Bu analiz, İstanbul’un en değerli hattında yaşananları anlamak isteyen herkes için bir çerçeve sunuyor. Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilir, yazıyı ilgili çevrelerle paylaşarak tartışmanın büyümesine katkı sağlayabilirsiniz. Ayrıca benzer dosyalar için bültenimize abone olmayı unutmayın.

İlhan ÇAMKARA / Emlak Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış