Reklam Sadece Büyük Markaların mı Hakkı?
Türkiye’de Reklam Pazarı 253,6 Milyar TL’ye Ulaştı, KOBİ’ler Görünürlükte Zorlanıyor
Küresel reklam harcamaları 2024’te 1,1 trilyon doları aşarken, pazarın en büyük bölümünü yüksek bütçeli markalar kontrol ediyor. Türkiye’de 253,6 milyar TL’ye ulaşan reklam pastasında da tablo benzer; büyük markalar hala başı çekiyor, KOBİ’ler ve yerel işletmelerin payı sınırlı kalıyor.
WARC ve MAGNA raporlarına göre, 2024’te küresel reklam harcamaları 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu pastanın %72,7’si dijital mecralara ayrılırken, gelirin %60’tan fazlası Google, Meta ve Amazon gibi az sayıda teknoloji devi tarafından elde edildi. Reklam pastasının büyük bölümünün sınırlı sayıda oyuncuda toplanması, pazarda fırsat eşitsizliğini gündeme getiriyor.
Benzer bir durum Türkiye’de de görülüyor. Reklamcılar Derneği’nin Deloitte iş birliğiyle hazırladığı “Türkiye 2024 Yılı Tahmini Medya ve Reklam Yatırımları Raporu”na göre; medya ve reklam yatırımları geçen yıl %78,9 artışla 253,6 milyar TL’ye ulaştı. Toplam yatırımların %74,2’si dijital mecralara yöneldi; sosyal medya %47,08 ile dijital reklamcılığın en büyük payını aldı. Sektörde yaygın olarak kabul gören görüşe göre, bu bütçelerin önemli kısmı yine yüksek cirolu ve güçlü markalar tarafından gerçekleştiriliyor. Peki yerel markalar, özellikle kriz ortamlarında rekabete nasıl katılacaklar?
Yerel Markalar Reklam Pastasında Neden Geride?
Türkiye’de reklam pastasındaki büyümenin büyük bölümü ulusal ve çok uluslu markalardan geliyor. KOBİ’ler ve yerel işletmeler, toplam harcamalar içinde hala küçük bir paya sahip. Yüksek prodüksiyon maliyetleri, sınırlı medya bütçeleri ve geleneksel mecralara erişim zorlukları, yerel markaların görünürlüğünü kısıtlıyor. Bu noktada, reklam alanındaki fırsat eşitsizliğini kırmak için geliştirilen yeni iş modelleri öne çıkıyor. Türkiye’de franchise modeliyle büyüyen ilk reklam ajansı olan Union İstanbul, yerel işletmelere kendi bölgelerinde kurumsal reklam hizmetleri sunma imkanı tanıyor. Bu yapı, hem bölgesel ekonomiye katkı sağlıyor hem de küçük markaların profesyonel reklamcılık standartlarına ulaşmasını kolaylaştırıyor. Union Istanbul Yonetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkmen, ajans olarak hedeflerinin sadece dijital değil; Açıkhava ve geleneksel mecralarda da yerel markaları görünür kılmak olduğunu belirtiyor. Erkmen, “Outdoor ve geleneksel reklam kanalları, marka bilinirliğini hızla artıran, geniş kitlelere ulaşma gücüne sahip mecralardır. Amacımız, yerel markaları bu güçlü kanallara erişebilir hale getirmek” diyor.
Dijital Yatırımlar Küçük İşletmelere Oyun Alanı Açıyor
Türkiye’de 2024’te reklam yatırımlarının %71,2’si dijital mecralara yapıldı. Sosyal medyanın payı %27, arama motoru reklamlarının payı %16, video reklamlarının payı ise %9 seviyesinde gerçekleşti. Uzmanlara göre bu tablo, daha önce ulusal kampanyalara erişemeyen KOBİ’ler için büyük bir fırsat penceresi açıyor.
Sadece satış odaklı kampanyalar yerine marka bilinirliğine yatırım yapmak da önemli. “Multiplier Effect” raporuna göre, marka ve performans reklamlarını dengeli kullanan işletmeler yatırım getirisini %25 ila %100 artırabiliyor. İdeal bütçe dağılımında %40-60 arası marka reklamlarına ayrılması öneriliyor.
Küçük işletmelerin dezavantajlı durumda olduğunu belirten Union İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkmen, “Maliyetler ve erişim engelleri onları görünmez kılıyor. Bizim amacımız, bu eşitsizliği kırıp yerel markaların da kurumsal standartlarda iletişim yapabilmesini sağlamak. Reklamda başarı sadece dijitalde ölçülmemeli. Marka bilinirliğini hızla yükselten ve geniş kitlelere erişim sağlayan açıkhava ile geleneksel kanallar, yerel markalar için kritik bir fırsat. Biz Union İstanbul olarak bu fırsatı erişilebilir kılmayı amaçlıyoruz.” diyor.
Reklam, Lüks Değil İşin Devamlılığı İçin Şart
ABD Küçük İşletmeler İdaresi, küçük işletmelere yıllık gelirlerinin en az %7-8’ini pazarlamaya ayırmalarını tavsiye ediyor. Uzmanlar ise ölçeği ne olursa olsun tüm markalar için reklamın ertelenebilir bir masraf değil, işletmenin sürdürülebilirliği için zorunlu bir yatırım olduğunun altını çiziyor.
Reklamı durdurmanın, aslında müşteriye “ben artık yokum” demek anlamına geldiğini belirten Erkmen, “Hele ki kriz dönemlerinde reklamı kesen işletmeler çok hızlı görünmez hale geliyor. Reklam, sadece satış getirmek için değil, markanın geleceğini korumak için de kritik. Biz markalarımıza her zaman “bunu bir gider değil, işinizi ayakta tutan sigorta poliçesi gibi düşünün” diyoruz. Düzenli ve planlı reklam yatırımı yapan işletmeler hem krizleri daha kolay atlatıyor hem de uzun vadede pazar paylarını büyütüyor.”diye konuştu.