İklim krizinin tetiklediği kavurucu sıcaklar ve düşük nem, Ege ve Akdeniz başta olmak üzere tüm Türkiye’yi yangınlara karşı alarm durumuna geçirdi. Ancak her yaz küle dönen binlerce hektar ormanın asıl faili sıcaklıklar değil, insan kaynaklı ihmaller. Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Kurt, 2026 yılı itibarıyla Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ekiplerinin yaklaşık 3 bin 400 orman yangınına müdahale ettiğini ve bu yangınların yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğunu açıkladı. Yıldırımlar haricinde orman yangınlarının neredeyse hiçbirinin ormanın derinliklerinde başlamadığına dikkat çeken Kurt, alevlerin bakımsız elektrik trafoları, enerji nakil hatları, hasat dönemindeki tarımsal faaliyetler, anız yangınları, kontrolsüz mangal, piknik ateşleri ve yol kenarlarında başlayıp rüzgârla ormana sıçradığını vurguladı.
KÜÇÜK BİR KIVILCIM, BÜYÜK FELAKET
Yusuf Kurt’un “Yangınlar orman çevresindeki insan faaliyetlerinden çıkıyor” uyarısı, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nün yayımladığı son verilerle de birebir örtüşüyor. Müdürlüğün paylaştığı tabloya göre, ormanlık alanların çevresinde veya kuru otların üzerinde hiçbir önlem alınmadan yapılan kaynak makinesi ve spiral (taşlama) çalışmaları büyük felaketlere davetiye çıkarıyor. Resmi verilere göre; sadece bu iki aletten sıçrayan kıvılcımlar yüzünden 2025 yılında 21, 2026 yılında ise bugüne kadar 6 orman yangını çıktı.
‘ORMAN DIŞI 2 BİN 200 YANGINA MÜDAHALE’
Bu yapısal ihmaller zinciri nedeniyle orman teşkilatının ağır bir yük altında kaldığını belirten Kurt, kırsal planlama eksikliğini “Bugün kırsal alanlarda başlayan yangınlara ilk dakikalarda müdahale edecek güçlü bir organizasyon yok. OGM, kendi asli görev alanı olmamasına rağmen 2026’da yaklaşık 2 bin 200 açık alan ve kırsal yangınına müdahale edip bunların ormana ulaşmasını engelledi. Çözüm, kırsal alanları yangın yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline getirmek ve kara ekiplerini acilen güçlendirmektir” diyerek anlattı.
ÇÖZÜM REÇETESİ
Yusuf Kurt, yangınlarla mücadelede kalıcı başarı için yapısal çözüm reçetesini de paylaştı. Orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca alevleri söndürmekten ibaret olmadığını belirten Kurt’un çözüm için yetkililere sunduğu adımlar şöyle: “Başarılı bir sistem üç temel ayağa dayanır: Yangın öncesinde riskleri azaltmak, yangın sırasında en kısa sürede etkin müdahaleyi gerçekleştirmek ve yangın sonrasında doğayı yeniden ayağa kaldıracak rehabilitasyon çalışmalarını eksiksiz yürütmek. Ne yazık ki ülkemizde bütün dikkat ikinci aşamaya, yani yangın söndürmeye yönelirken, en kritik bölüm olan önleyici çalışmalar hâlâ istenilen seviyeye ulaşamamıştır.”
“ZAFERİ PİYADE KAZANIR”
Yangın bütçesinin yaklaşık yüzde 70’inin hava araçlarına ayrılmasını eleştiren Kurt, kara ekiplerinin önemini “Uçaklar ve helikopterler elbette vazgeçilmezdir; yangının büyümesini yavaşlatır, kritik noktalarda zaman kazandırır. Ancak yangını gerçekten söndüren, kontrol altına alan ve soğutma çalışmalarını tamamlayan unsur her zaman kara ekipleridir. Askerî bir metaforla ifade etmek gerekirse; hava kuvvetleri savaşın seyrini değiştirir, fakat zaferi sonunda piyade kazanır. Orman yangınlarında da zaferi kazanan, alevlerin içine giren kara ekipleridir” diyerek anlattı.
ARAÇ KAPASİTESİNDE YUNANİSTAN GERÇEĞİ
Araç ve lojistik yetersizliğe de değinen Kurt, Türkiye ile Yunanistan arasındaki farka dikkat çekerek, “Komşumuz Yunanistan’da yaklaşık 1.170 hektara bir arazöz düşerken, Türkiye’de bu oran yaklaşık 6.718 hektara bir arazöz seviyesindedir. Bu fark, kara ekiplerinin daha fazla araç, daha fazla ekipman ve daha güçlü lojistik destekle buluşturulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak güçlü bir teşkilat yalnızca araçla kurulmaz; onu güçlü yapan insandır” ifadelerini kullandı.
KIRSALDA TEŞKİLATLANMA VE ORMAN KÖYLÜSÜ
Yangınların büyük bölümünün orman sınırlarının dışındaki kırsal alanlarda başladığına dikkat çeken Yusuf Kurt, kırsaldaki ilk müdahale ağının yetersizliğini eleştirdi. Kurt, “Bugün kırsal alanlarda başlayan yangınlara ilk dakikalarda müdahale edecek güçlü ve koordineli bir organizasyon yapısı bulunmamaktadır. Önümüzde iki seçenek bulunmaktadır: Ya kırsal yangınlara müdahale edecek yeni bir teşkilat kurulacaktır ya da çok daha doğru, ekonomik ve uygulanabilir olan yöntem tercih edilerek Orman Genel Müdürlüğü personel, araç ve ekipman bakımından ciddi biçimde güçlendirilecektir” dedi. Kurt, orman köylüsünün de dışarıda bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Yangın riski yüksek orman köylerinde yaşayan vatandaşlar yeniden sistemin aktif bir parçası hâline getirilmeli; eğitimli, donanımlı ve teknolojik imkânlarla desteklenmiş yerel gönüllü yangın ekipleri kurulmalıdır. Çözüm, kırsal alanları yangın yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline getirmektir” dedi.
EMEKÇİNİN HAKKI VE DÖNER SERMAYE
Alevlerin arasına giren orman emekçilerinin özlük haklarının teslim edilmesi gerektiğini belirten Kurt, 2025’te talep ettikleri 10 bin ek göstergeli “Yangın Tazminatı” yerine yapılan 2 bin 500 ek göstergelik düzenlemenin beklentileri karşılamadığını ve personelin döner sermaye gelirlerinden pay alamamasının kurumsal aidiyeti zedelediğini söyledi. Önleyici tedbirlerle yangın sayısının yarı yarıya düşürülebileceğini belirten Kurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumsal farkındalık artırılmalı, riskli bölgelerde ilk müdahale ekipleri hazır tutulmalı, enerji nakil hatlarının bakımları eksiksiz yapılmalı ve orman köyleri yangın yönetiminin aktif paydaşı hâline getirilmelidir. İnsan kaynaklı yangınlarda sağlanacak yüzde 50’lik bir azalma bile binlerce hektar ormanın kurtarılması anlamına gelecektir. Yangın sayısının 3 bin 400’lerden 1.500–2.000 seviyelerine düşürülmesi ise Türkiye ormancılığı açısından tarihi bir başarı olacaktır.”
