Mimari sadece bina çizmek değildir

Bir projeye baktığımızda çoğu zaman ilk gördüğümüz şey cephedir. Rengi, kullanılan malzemeler, balkonlar, cam yüzeyler, peyzaj… Oysa iyi bir mimari tasarım, cepheden çok daha önce başlar.

Arsanın konumu, güneşin hareketi, rüzgarın yönü, çevredeki yapılaşma, ulaşım imkanları ve o bölgede yaşayan insanların ihtiyaçları projenin tasarımını doğrudan etkiler.

Bugün birçok projede birbirine benzeyen yapılar görüyoruz. Farklı markalar altında, farklı isimlerle pazarlanan ancak mimari açıdan benzer çözümler kullanan yapılar ortaya çıkabiliyor. Bu durum mimarinin en önemli sorularından birini yeniden gündeme getiriyor:

Bir proje bulunduğu yere gerçekten ait mi?

Bence başarılı bir proje, bulunduğu bölgeye sonradan eklenmiş bir yapı gibi durmamalı. Bölgenin dokusunu okumalı, çevresiyle ilişki kurmalı ve kendi kimliğini oluşturmalı.

Mimari tasarımın değeri biraz da burada ortaya çıkıyor.

Çünkü iyi proje, yalnızca güzel görünen proje değildir. İnsanların içinde yaşarken rahat ettiği, zaman geçirdikçe değerini daha iyi anladığı ve bulunduğu çevreye katkı sağlayan projedir.

Sonuçta bina yapılabilir. Ama kimliği olan bir yapı tasarlamak, çok daha farklı bir meseledir.

ETİKETLENEN:
Bu Makaleyi Paylaş