Emlak Haber Ajansı
Emlak Analizi ve Güncel Emlak Haberleri

Büyükçekmece’de Yeni Binalar’da Kiralık Ev Talepleri Patladı

Konut kredi faizlerinin düşmesiyle inşaat sektöründe son bir ayda ciddi bir hareketlenme yaşanıyor. Banka mevduat faizlerinin düşmesi yatırımcıyı tekrardan konut alımına yönlendirmeye başladı.

0 1.944

Konut kredi faizlerinin düşmesiyle inşaat sektöründe son bir ayda ciddi bir hareketlenme yaşanıyor. Banka mevduat faizlerinin düşmesi yatırımcıyı tekrardan konut alımına yönlendirmeye başladı. Peki bu indirim satışlara ne kadar yansıyor? Türk vatandaşları konut alımına başladı mı?  Yaşanan 5.8 şiddetindeki deprem sahil kesimindeki emlak fiyatlarını nasıl etkiledi? Tüm bu soruların cevaplarını Turyap Büyükçekmece Temsilcisi Şaban Türker’e sorduk.

Konut kredi faizlerinin 0,99 oranlarına inmesiyle yaşanan hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı markalı projeler kendi bünyelerinde 0,69 seviyelerine kadar çektiler. Sizce konut alım zamanı başladı mı?

Konut kredi faiz oranlarının 0,99 oranlarına düşmesi markalı projelerde 0,69 oranlarından işlem yapılması konut alımı konusunda alıcıları psikolojik olarak alım yönünde etkilemeye başladı. Fakat faizlerin daha da düşeceği yönündeki beklenti ve piyasalara güvensizlik ne yazık ki beklenen etkiyi göstermedi. Uzun bir süre daha etkisinin çok kısıtlı olacağını düşünüyorum.

Konut kredi faizlerinde yeni bir gelişme yaşandı. Kamu bankaları daha önceden kredi kullanan ve yapılandırma isteyen vatandaşların bu isteğini gerçekleştirdi. Bu konu hakkında neler söylersiniz?

Kamu bankaları tarafından daha önce kullandırılan konut kredilerinin yeniden yapılandırması kredi kullanan vatandaşların ilgisini çekeceği ve çok yoğun talep olacağı kesin. Bu uygulama özel bankalardan konut kredisi kullanan vatandaşları da kapsayacak şekilde olmalı.

Son 1 ayda İstanbul diken üstünde. Deprem gerçeği bir kez daha kendini hissettirdi. Sizin bölgenizde sahil bölgesi olarak geçiyor. İstanbul’un en riskli bölgeleri olarak adlandırılan sahiller sizce ne durumda. Yapılara baktığınızda İstanbul halkı sahillerden uzaklaşmalı mı?  Yeni yapılan konutlarda durum ne?

Depremle ilgili çok güzel bir söz var. ’Deprem öldürmez, bina öldürür’ Bu son deprem bir kez daha şunu gösterdi 1999 17 Ağustos depreminden hiç ders almamışız. Bölgemiz deprem kuşağı üzerinde olduğu için doğal olarak bölgede yaşayan herkes endişeli. Bölgemizin en büyük şansı az katlı konutların yoğun olması. Az katlı konutlar doğal olarak riski azaltıyor. Emlakbank tarafından yapılan ve deprem sonrası yapılan konutlarda yaşayan vatandaşlar kendini güvende hissediyor. Eski yapılarda oturan vatandaşlar bu konuda çok tedirgin. Birçok kişi kendi evini terk edip yeni binalarda kiralık arayışı içinde. Ne yazık ki yeni binalarda kiralık talebini karşılayamıyoruz. Bu durum doğal olarak kira fiyatlarını yukarı doğru çekiyor ve çekmeye devam edecek.

Kentsel dönüşüm konusunda büyük bir istek var. Fakat bir türlü istenen seviyelere ulaşamadı. Sizce en büyük etken nedir? Neden kentsel dönüşümü başaramıyoruz.

Kentsel dönüşüm mü? Rantsal dönüşüm mü? Kentsel dönüşüme yön verenler önce buna karar vermeli.   Kentsel dönüşüm riskli yapıların yıkılarak kentin gelişimine uygun bir şekilde yenilenmesidir. Kentsel dönüşümde konut, ticaret, turizm, sosyal donatı alanları oluşturulmalıdır. Kentsel dönüşümde kentin tarihsel, kültürel dokusunun yenilenerek korunması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm kesinlikle taviz verilmeden bir devlet politikası olarak uygulanmalı. Ada bazında yapılmayan kentsel dönüşüm çalışmaları gelecekte çok büyük sorunları beraberinde getirecek ve sadece yenilenmiş binalardan oluşan, yaşanamayan kentsel dönüşüm alanları oluşacak. Bu konuda işin uzmanları tarafından vatandaşları bilgilendirecek çalışmalar ve toplantılar yapılmalı.

Bölgemizde yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları ne yazık ki içler acısı. Bir bina yıkılıp yenisi yapılıyor. Ne doğru düzgün otoparkı nede sosyal donatı alanları var. Parsel bazında yapılan kentsel dönüşüm yenilenen binalarla yeni sorunların oluşması demek. Çünkü yeni yapılan bir binada kat sayısı ve konut sayısı arttığından minimum yüzde 25 nüfus artışı demek.

Bu durum birçok yerde yüzde 50 ye ulaşıyor. Bu nüfus artışı o sokağın ya da kentin yaşanamaz hale gelmesini kaçınılmaz kılacak.

Bu durum sadece bölgemiz için değil İstanbul’un geneli için çok büyük bir tehlike. Zaman geçirmeden gerekli önlemler alınmazsa çok büyük bir kentsel dönüşüm faciası yaşayacağımız kesin …

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.